Kahvenin Tarihçesi ve Ekonomisi

Kahvenin tarihi, Türk kahvesinin tarihsel gelişimi, kahveyi ilk nerede kim buldu, dünya kahve ticareti üretimi ve yetiştiriciliği, kahvenin anavatanı neresidir.

Kahvenin Tarihçesi ve Ekonomisi

Bu yazıda; kahve tarihi, kahvenin ismi nereden gelir anavatanı neresidir, dünya kahve ticareti ve ekonomisi, kahve Osmanlıya nasıl gelmiştir, kahve en çok hangi ülkede üretilir, dünya ticaret hacmi nedir hakkında bilgiler yer almaktadır.

 

Kahve ismi nereden gelir?

Kahve ismi günümüze iki farklı kaynaktan gelmektedir. Bu kaynakların ilki Arapçadır. Arapça’da kahve isminin karşılığı “qahwah“ dır ve  keyif veren içki anlamına gelir. Bu ismin geldiği bir diğer kaynakta kahve ağacının ilk bulunduğu yer olan Etiyopya’nın Kaffa bölgesidir. “Qahwah” ve “Kaffa” kelimeleri daha sonra diğer ülkelerde caffe, coffee, koffie, kaffe, café gibi farklı isimler alarak günümüze kadar gelmiştir.

 

Kahvenin Tarihi

Birçok farklı kaynakta çeşitli hikayelere ve efsanelere rastlamak mümkündür. Dünyaya yayılış öyküsü de farklı farklı anlatılmaktadır. Ancak kesin olarak bilinen bir gerçek vardır ki o da kahvenin anavatanı Etiyopya’nın Kaffa vilayetidir.

Kahve ağacının ilk olarak ne zaman ortaya çıktığı nasıl bulunduğu ve nasıl yayılmaya başladığı ile ilgili kesin bilgiler ne yazık ki yoktur. Bu nedenle pek çok farklı efsane, rivayet türetilmiştir. Anlatılan birçok hikaye arasında en yaygın olarak bilinen ve doğru olduğuna inanılan kahvenin hikayesi şöyle gerçekleşmiştir:

M.S. 600-800 tarihleri arasında, Etiyopyalı bir keçi çobanı, bir gün keçilerini otlatırken keçilerinin her zamankinden daha enerjik ve hareketli olduklarını fark eder. Çoban, keçilerde var olan bu anormal hareketliliği araştırırken kahve ağacı ile karşılaşır. Ağaçtan topladığı kahve kirazlarından bir miktar yedikten sonra keçilerinin neden daha enerjik ve hareketli olduğunu kısa sürede anlar. Çünkü kirazlardan yiyen çoban kendisini daha enerjik, daha güçlü hisseder ve bu meyvelerin kendisinin uyanık kalmasını sağladığını görür.

Hikaye buraya kadar birçok kaynakta benzer şekilde gelişmektedir. Ancak bu andan sonra gelişen olaylarla ilgili kaynaklarda anlatılanlar farklılık gösterir. Bu önemli konuda en doğru bilgiye “Uluslar arası Kahve Örgütü” nün sahip olacağını düşündüğümüz için onun kaynaklarını temel alarak anlatmaya devam edelim.

Kahve ağacı doğada kendi kendine yetişmekte olan bir bitki iken Sudan’lı esirlerin kahve çekirdeklerini Yemen’e getirmesiyle birlikte yetiştiriciliği ilk kez Yemen’de başlamıştır. Yemen’de yetiştiriciliğin yaygınlaşmasını takiben ticareti de gelişmeye ve yayılmaya başlamıştır. Ticareti ilk olarak Yemen’den Arabistan’a daha sonra Mısır’a ve tüm Orta Doğu’ya yayılmıştır. İlk kahvehane 'kaveh kanes' adıyla Arabistan’ın Mekke şehrinde açılmıştır ancak ilk açılma tarihi net olarak bilinmemektedir. Her biri kendine özgü karaktere ve dekorasyona sahip kahvehaneler, satranç oynanan, müzik yapılan, şarkı söylenilip dans edilen, dedikodu yapılan ortamlar olarak kısa süre içerisinde herkes tarafından sevilen, toplumun ve ticaretin merkezi haline gelirler. Mekke’den sonra ilk kahvehanenin 1521 yılında Kahire’de açıldığı bilinmektedir.

 

Kahvenin Osmanlı'ya Gelişi

Osmanlı imparatorluğunun yazılı kaynaklarına baktığımızda kahve, Orta Doğu’dan sonra ilk uzun yolculuğunu İstanbul’a gerçekleştirmiştir. İstanbul’a ilk kez Kanuni Sultan Süleyman zamanında Habeşistan valisi Özdemir Paşa tarafından getirildiği bilinmektedir. Bazı tarihçilere göre ilk olarak Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi dönüşü 1519 yılında getirdiği söylenmektedir. Ancak Mısır’da ilk kahvehanenin 1521 yılında açıldığını doğru kabul edersek bu rivayetin yanlış olduğu anlaşılmaktadır. İlk olarak Saray’a yayılan bu lezzet zamanla tüm İstanbul’a yayılır ve İstanbul’un ilk kahvehanesi 1551-1554 yılları arasında Tahtakale’de açılır. Kahvehanenin açılmasıyla birlikte kısa sürede İstanbul müthiş bir şekilde kahve tüketmeye başlar. Öyle ki Evliya Çelebi’nin seyahat günlüklerinde yazdığına göre 17. yüzyılda İstanbul’da 55 kahve dükkanı ve 300 kahve deposu bulunmaktadır.

 

Kahvenin Avrupa’ya gelişi

Osmanlı İmparatorluğunda hızla yayılan bu lezzet Avrupa’ya ilk olarak Türk tacirler tarafından tanıtılmıştır. Ancak Avrupa’da henüz tanımayan bu değerli gıda maddesi hakkında Avrupalı din adamları olumlu fetvalar yayınlayana kadar Avrupa’da tüketimi yaygınlaşmamıştır. Avrupa’da tanınmasının ve talep edilmesini takiben 1615 yılında Venedikli tacirler kahve ticaretinin bilinen ilk ve en önemli merkezi olan Yemen’in Moka (Mocha) limanından gemilerle Avrupa’ya kahve çekirdeği taşımaya başlamıştır. 1616 yılında Hollandalılar Yemen’den gizlice kaçırdıkları kahve ağacı fidanlarını Hollanda’da özel seralarda yetiştirmeye başlamışlar daha sonra bu fidanları Hindistan’ın Malabar şehrine getirip iklim özellikleri daha uygun olan Hindistan’da yetiştirmeye devam etmişlerdir.

Avrupa’nın ilk kahvehanesi 1683 yılında Venedik’te açılmıştır. Bu tarihten itibaren İtalya başta olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinde bu evlerden açılmaya başlanır. 1720 yılında Venedik Piazza San Marco meydanında açılan “Caffe Florian” o günden bugüne hala müşterilerine hizmet vermeye devam etmektedir. Kuzey Amerika’da ise kahvenin ilk olarak 1668 yılında içildiği kayıtlarda yer almaktadır. Bu tarihten sonra kısa süre içerisinde Boston, New York ve Philadelphia da kahve evleri açılmıştır. Bugün Wall Street’te faaliyet gösteren “The New York Stock Exchange” ve “The Bank of New York” faaliyetlerine ilk olarak kahve evi olarak başlamıştır. İngiltere’nin ilk tanışması ise 1688 yılında olmuştur. Bugün dünyanın en büyük sigorta borsası olarak faaliyet gösteren Lloyd's of London 1688 yılında bir kahve evi olarak faaliyete başlamıştır.

Avrupa’ya Venedikliler ile yayılmış olmasına karşın Avrupa’nın kahve ile esas tanışması 1683 yılında Osmanlı İmparatorluğunun II. Viyana seferi sonrasında gerçekleştiği rivayet edilmektedir. II. Viyana kuşatmasının başarısız olmasının ardından Osmanlı İmparatorluğu ordusu geri çekilirken arkasında 500 çuvala yakın kahve çekirdeği bırakmıştır. Kahveyi daha önceden tanıyan ve ajan olduğu düşünülen George Kolschitsky bu çekirdekleri alarak Viyana’da ilk kahvehaneyi açtığı ve Avrupa’nın kahve ile esas tanışmasının böylece gerçekleştiği düşünülmektedir.

 

Kahvenin dünyaya yayılışı

Kahve ticareti Avrupa’da Venedikliler ile başlamış ve yayılmış olsa da Hollandalılar daha önce Arap yarımadasından kaçırmış oldukları fidanları Hindistan’da yetiştirmeye başlamış ve kısa bir zaman sonra Avrupa kahve ticaretinin büyük bir bölümü Hollandalıların eline geçmiştir. Hindistan’da yetiştirmiş oldukları ağaçlardan elde ettikleri çekirdekleri Avrupa’ya taşıyan Hollandalılar kahve ticaretini uzun yıllar ellerinde tutmuşlardır.

Hollandalılar tarafından Fransız Kralı XIV. Louis’e hediye edilen ve Versay sarayında yetiştirilmeye başlanan fidelerden Fransız deniz subayı Gabriel Mathieu de Clieu bir miktar alarak Amerika kıtasına Martinique’e getirmiştir.  Martinique’te yetiştirilmeye başlanan ağaçlardan ilk hasat 1726 yılında alınmış, 1777 yılında Martinique’te hasat edilen ağaç sayısı 18 milyona ulaşmıştır.

Kahve ile 1668 yılında tanışan Amerika kıtasına ilk kahve ağacı fidanı Hollandalılar tarafından getirilmiştir. Bugün Orta ve Güney Amerika’nın en büyük ihracat ürünü olan bu değerli meyve 1718 yılında Surinam’da Hollandalıların getirmiş oldukları fidelerle yetiştirilmeye başlanmıştır. Bunu takiben Fransız Guyanası’ nda ve Brezilyanın Para eyaletinde yetiştirilmeye başlanmıştır. 1723 yılında da Jeuits’lar Kolombiyayı kahve ile tanıştırmıştır. Bugün dünyanın en değerli, en meşhur ve en pahalı kahvelerinin yetiştirildiği yer olan Jamaika’nın “The Blue Mountains” bölgesine ilk fideler 1730 yılında İngilizler tarafından getirilmiştir.

 

Dünya kahve ticareti ve ekonomisi

Bugün dünyanın en büyük kahve üreticisi ve ihracatçısı olan Brezilya’da yetiştiriciliğin ve üretimin yayılması, 17. ve 18. yüzyılda büyük şeker tarlaları ve çiftlikleri olan elit zümre hegemonyasına dur demek için başlamıştır. 1820’li yıllarda şeker fiyatlarında yaşanan düşüşle birlikte şeker üretiminde çalışan işçilerin kahve üretimi yapan çiftliklere göç etmesiyle birlikte Brezilya, üretimde çok kısa bir sürede dünya birinciliğine ulaşmıştır. 1830’lu yılların başında Brezilya yıllık 600.000 çuval çekirdek üretimiyle dünyanın en büyük üreticisi konumuna gelmiştir. Kahve üretiminde o yıllarda Brezilya’yı Küba, Java ve Haiti takip etmiştir. Brezilya’nın en büyük kahve üreticisi olması ve bunu sürdürmesi 1840’lı yılların sonunda dünya çapında kahve fiyatlarının düşmesiyle birlikte perçinlenmiştir.

Kolombiya 1723 yılında kahve ile tanışmasının ardından Brezilya gibi hızlı bir yükseliş gösterememiştir. Bunun en büyük iki nedeni Kolombiya’da yaşanan iç savaşlar ve kahve ekimine uygun arazilerin henüz olmamasıydı. 1800’lü yılların sonlarında Kolombiya’da yaşanan “1.000 Gün Savaşları” sonrasında Kolombiya üretime ağırlık vermiş ve 1905 yılında 500.000 çuval çekirdek ihracatı ile önemli söz sahibi olmaya başlamıştır. 1915 yılında üretimini ikiye katlayan Kolombiya’nın yükselişini Brezilya kontrol altına almaya çalışsa da Amerika ve Avrupa’da popüler olan Kolombiya kahvesinin yükselişine engel olamamıştır. 1914 yılında A.B.D. ye 5,6 milyon çuval çekirdek ihraç eden Brezilya, Kolombiya kahvesinin tercih edilmeye başlanmasının ardından 1919 yılında 4,3 milyon çuval çekirdek ithal edebilmiştir. Kolombiya ise 687.000 çuval olan ihracatını 915.000 çuvala çıkarmıştır. Bu süre içerisinde farklı aroma ve lezzeti olan Orta Amerika kahveleri ise 302.000 çuvaldan 1,2 milyon çuvala ulaşmıştır.

1900’lü yılların başından itibaren tarımı ve üretimi çoğunlukla Amerika kıtasında devam eden kahveye olan ilgi, II. Dünya Savaşından sonra daha da çok artmıştır. II. Dünya Savaşına kadar hala birçok ülkede elit ve zengin zümrenin tükettiği bir içecek iken II. Dünya Savaşından sonra tüm dünya ülkelerinde tüm halklar tarafından tüketilen bir içecek olmayı başarmıştır.

Kahve çekirdeği en önemli ihracat ürünleri sıralamasında ham petrolden sonra en önemli ikinci ürün olarak dünya ticaretinde yıllarca yer almıştır. Son yıllarda büyük kahve zincirlerinin daha da çoğalması ile birlikte kahvenin dünya ticaretindeki yeri artık dünyanın en önemli ihracat ürünleri sıralamasında ilk sıradadır.

Dünya ihracatının en önemli ürünü olmasının yanında tüm dünya genelinde 20 milyonu aşkın kişiye istihdam sağlayan olağan üstü bir ticaret hacmi olan en özel ve en değerli gıda maddesidir. Öyle ki yalnızca Brezilya’da yetiştiricilik, üretim ve satış gibi kahve ile ilgili işlerde 5 milyonu aşkın kişi istihdam edilmektedir.

Dünya Kahve Örgütü’nün yayınlamış olduğu 2013 yılı rakamlarına göre kahve ihraç eden ülkelerin 2013 yılında ihraç etmiş olduğu kahve çekirdeği miktarı 145,2 milyon çuvaldır. Yani 2013 yılında 8,7 milyon ton kahve ihraç edilmiştir. Yine, Örgütün 2013 yılı rakamlarına göre kahve üretiminde ilk 5 sırayı alan ülkeler şunlar olmuştur.

 

1-   Brezilya           49,20 milyon çuval.............. 2,950 milyon ton

2-   Vietnam          27,50 milyon çuval.............. 1,650 milyon ton

3-   Endonezya     11,67 milyon çuval..............    700 bin ton

4-   Kolombiya      11,00 milyon çuval..............    660 bin ton

5-   Etiyopya           6,60 milyon çuval..............    396 bin ton

 

Dünya Kahve Örgütü’nün 2013 yılı rakamlarına göre kahve ithal eden ülkeler arasında ilk 5 sırayı alan ülkeler şöyle gerçekleşmiştir.

 

1-    A.B.D.             26,80 milyon çuval.............. 1,680 milyon ton

2-    Almanya        21,72 milyon çuval.............. 1,303 milyon ton

3-    İtalya                8,80 milyon çuval..............    528 bin ton

4-    Japonya           8,27 milyon çuval..............    496 bin ton

5-    Fransa              6,60 milyon çuval..............    396 bin ton

19- Türkiye             866 bin çuval......................      52 bin ton

Top